Ankara Tarihi ve Gezilecek Yerler

Türkiye'nin başkenti ve en kalabalık ikinci ilidir. Nüfusu 2019 itibarıyla 5.639.076 kişidir. Bu nüfus; 25 ilçe ve bu ilçelere bağlı 1425 mahallede yaşamaktadır. İl genelinde nüfus yoğunluğu 215'tir. Coğrafi olarak Türkiye'nin merkezine yakın bir konumda bulunur ve Batı Karadeniz Bölgesi'nde kalan kuzey kesimleri hariç, büyük bölümü İç Anadolu Bölgesi'nde yer alır. Yüzölçümü olarak ülkenin üçüncü büyük ilidir. Bolu, Çankırı, Kırıkkale, Kırşehir, Aksaray, Konya ve Eskişehir illeri ile çevrilidir.
Ankara'nın başkent ilan edilmesinin ardından (13 Ekim 1923) şehir hızla gelişmiş ve Türkiye'nin ikinci en kalabalık ili olmuştur. Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk yıllarında ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayanan ilin topraklarının yarısı hâlâ tarım amaçlı kullanılmaktadır. Ekonomik etkinlik büyük oranda ticaret ve sanayiye dayalıdır. Tarım ve hayvancılığın ağırlığı ise giderek azalmaktadır. Ankara ve civarındaki gerek kamu sektörü gerek özel sektör yatırımları, başka illerden büyük bir nüfus göçünü teşvik etmiştir.
Ankara, tarih öncesinden günümüze dek pek çok medeniyeti barındırmıştır. Hititler, Frigyalılar, Lidyalılar, Persler, Galatlar, Romalılar, Bizanslılar, Selçuklular, Osmanlılar ve nihayet Türkiye Cumhuriyeti, il topraklarını kontrolleri altında tutmuştur. Tektosagların ve Türkiye Cumhuriyeti'nin başkenti olan Ankara şehri ve Frigyalıların başkenti Gordion, il sınırları içinde yer alır. Yıldırım Bayezid'in Timurlenk'e yenik düştüğü Ankara Muharebesi Çubuk yakınlarında ve Türk Kurtuluş Savaşı'nın dönüm noktası olan Sakarya Muharebesi Polatlı yakınlarında yapılmıştır.

Devrecar Car Rental Ankara rent a car ofisimizden kiralayabileceğiniz bütçenize uygun, hesaplı araç marka ve modeller; Renault, Dacia, Fiat, Hyundai, Toyota, Citroen, Peugeot, Ford, Volkswagen, Audi, Mercedes-Benz, Bmw

Ankara seyahatleriniz için web sitemiz aracılığıyla online rezervasyon yapabilir veya +90 232 251 23 13 numaralı Müşteri hizmetlerini arayarak telefon ile rezervasyonunuzu gerçekleştirebilirsiniz.
Her türlü soru ve önerileriniz için sitemizin iletişim sayfasından bize ulaşabilirsiniz.

Ankara Kalesi

Kim tarafından ve ne zaman inşa edildiği konusunda herhangi bir kaynağa ulaşılamamış olan Ankara Kalesi, bünyesinde çeşitli uygarlıklardan izler barındırıyor.

Elde edilen bulgulara göre kale, Galatlar’ın kente yerleştiği dönemde tüm kudreti ile ayaktaymış. Bu topluluğun ardından bölgede hâkimiyet kuran Romalılar zamanında Ankara, kalenin dışına taşacak şekilde genişlemiş. Bizanslılar ise dış kaleyi inşa ederek kentin savunmasını güçlendirmiş.

Kent manzarasının keyfini sürmek isteyen gezginler için Ankara gezilecek yerler listesine eklenebilecek en iyi seçenekler biri konumundaki askeri yapı, Selçuklu ve Osmanlı’nın Anadolu’da hâkimiyet kurduğu dönemlerde de önemini korumuş.

Günümüzde kafeler ve hediyelik eşya dükkânlarıyla çevrili kale, manzarası dışında tarih kokan sokaklarındaki yapılarla da gezginlerden ilgi görüyor.

Anıtkabir

Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün ebedi istirahatgahı Anıtkabir, Ankara gezilecek yerler listelerine eklenebilecek en önemli mekânların başında geliyor.

Mimari harikası yapı kompleksinin inşası, düzenlenen yarışma kapsamında milli duyguları yansıtma şeklinden dolayı uygun görülen Prof. Dr. Emin Onat ve Doç Dr. Ahmet Orhan Arda’nın projesine bağlı kalınarak 1944-1953 yılları arasında gerçekleştirilmiş.

Barış Parkı ve Anıt Bloku isimli iki ana bölümden oluşan kompleks, 2. Ulusal Mimarlık döneminin en güzel örneği olarak nitelendiriliyor.

Aslanlı Yol’dan giriş yaparak ziyaretinize başlamanızı önereceğim Anıtkabir’de karşınıza çıkacak her bir kule, farklı ulusal değerleri temsil edecek şekilde tasarlanmış.

Yolun sonunda sizleri bekleyen Tören Meydanı’nda; Atatürk ve Türk Devrimi Kütüphanesi, Anıtkabir Atatürk Müzesi, Sanat Galerisi ile İsmet İnönü’nün mezar alanı bulunuyor. Asıl göz kamaştırıcı detaylarsa mozolenin içerisinde yer alıyor.

Hamamönü

Ankara Kalesi’ni gezerken kente özgü sivil mimariye dair az da olsa fikir sahibi olabilirsiniz. Ancak bu konuda en güzel örnekleri Hamamönü ziyaretiniz sırasında inceleme şansı bulabilirsiniz.
Altındağ Belediyesi’nin yürüttüğü hummalı çalışmalar sonucunda kente geri kazandırılan yerleşim bölgesi, 19. yüzyıldan kalma 250 yapıya ev sahipliği yapıyor.

Bölgenin adının, II. Murad’ın kadı askeri Celalettin Karacabey tarafından yaptırılan külliyede bulunan hamamdan geldiğine inanılıyor. Hala varlığını koruyan bu yapıya ek olarak zarif saat kulesini, Mehmet Akif Kültür Evi’ni, Tacettin Camii ve Külliyesi’ni bölgeye dair gezi planlarınıza dâhil edebilirsiniz.

Anadolu Medeniyetler Müzesi

Rotanızı Hamamönü’ne çevirmeden önce Ankara Kalesi’nin asırlara meydan okuyan surlarının güneydoğu tarafında bulunan Anadolu Medeniyetleri Müzesi’ni ziyaret etmenizi öneririm.

Kültürel tesis, Atpazarı semtinin en çok ziyaretçi çeken cazibe merkezlerinden biri olmasını bünyesinde barındırdığı eşsiz koleksiyonlara borçlu.

1921 yılında komşusu olduğu askeri yapının Akkale isimli burcunda “Eti Müzesi” adıyla faaliyet göstermeye başlayan müze, Paleolitik Çağ’dan itibaren Anadolu’da egemenlik kurmuş uygarlıklara odaklanıyor.

1940 yılında Kurşunlu Han ve Mahmut Paşa Bedesteni’nde konuklarını ağırlamaya başlayan kültürel tesiste, Antalya yakınındaki Karain Mağarası ile Çatalhöyük, Alacahöyük, Burdur Hacılar gibi önemli kazı alanlarından getirilen tarihi eserler sergileniyor.

Rahmi M. Koç Müzesi

Atpazarı semtinde ziyaret edilebilecek bir diğer keyif dolu cazibe merkezi ise Rahmi M. Koç Müzesi. 2005 yılında açılışı gerçekleştirilen kültürel tesis, başkentimizin sanayi temalı ilk ve tek müzesi olma özelliği taşıyor.

Mustafa Kemal Atatürk’ün eşyalarına da yer verilen müze, en az koleksiyonları kadar ilgi çeken Çengelhan ve Safranhan’da faaliyet gösteriyor.

Kanuni zamanından kalma Çengelhan, 2003-2005 yılları arasında gerçekleştirilen çalışmalar sayesinde eski görkemini kazanmış. 1511’de inşa edilmiş Safranhan içinse benzer proje, 2012’den 2016’ya kadar sürdürülmüş.

Vehbi Koç Dükkânı, müzenin en çok ilgi gören kısmı olarak anılıyor. Merhum sanayicinin çocukken yaz aylarında çalıştığı dükkânın ardından gemi ve tren maketleriyle dolu İsmail Amca Atölyesi’ne geçebilirsiniz.

Etnografya Müzesi

Anıtkabir’in inşası tamamlanana kadar Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün naaşının yerleştirildiği Etnografya Müzesi, Anadolu Türk kültüründe yüzyıllar içerisinde yaşanan değişimlere ışık tutuyor.

Namazgâh Tepesi’nde yer alan kültürel tesisin temelleri, 1924 yılında ortaya atılan, başkentte Türk kültürünü geniş kitlelere tanıtan bir müze kurulması fikrine dayanıyor.

1930 yılında halkın ziyaretine açılan müzede, gezginleri İtalyan heykeltıraş Pietro Canonica’nın imzasını taşıyan Atatürk heykeli karşılıyor.

Heykeli inceledikten sonra merdivenleri çıkıp kubbe altı holünde ilerledikten sonra tesisin 11 sergi alanın bulunduğu iç avluya ulaşabilirsiniz.

Kurtuluş Savaşı Müzesi (Birinci Meclis)

Tarihi öneminden dolayı Ankara gezilecek yerler listenize eklemenizi önemle tavsiye edeceğim Kurtuluş Savaşı Müzesi, Cumhuriyet’in ilk yıllarına dair ipuçları barındırıyor.

1961 yılında müze haline getirilen ve 1981’den itibaren şimdiki adıyla anılmayan başlanan Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin ilk binası, Türk mimari stilinin tüm zarafetini yansıtıyor. Yapının aslından İttihat ve Terrakki Cemiyeti tarafından kulüp binası olarak kullanılması planlanmış. Projesini ise Salim Bey çizmiş.

1920’de meclisin ilk toplantısının gerçekleştirildiği binanın girişindeki sağdan ikinci oda, çalışmalarını rahatça yürütebilmesi adına Mustafa Kemal Atatürk’e tahsis edilmiş.

Koridor boyunca ilerlerken soldaki odalara girdiğinizde askeri araç-gereçleri, yağlı boya tabloları, hatıra eşyalarını yakından inceleyebilirsiniz. Sağdaki odalarsa meclisin çeşitli organlarının toplantılarına sahne olmuş.

Cumhuriyet Müzesi (II. TBMM Binası)

Birinci TBMM Binası’na yalnızca 1-2 dakikalık yürüme mesafesindeki Cumhuriyet Müzesi’ne zaman ayırdığınızda ise ilk üç cumhurbaşkanımızın dönemiyle ilgili değerli bilgiler edinebilirsiniz.

II. Meclis Binası, aslında Cumhuriyet Halk Fırkası’nın toplantılarını gerçekleştirebileceği bir yer olarak tasarlanmış. İnşa sürecini ise dönemin ünlü mimarı Vedat Tek üstlenmiş.

İlk binaya benzer şekilde burada da Türk mimari stiline sadık kalınıp Ankara taşı kullanılmış. İç kısma girdiğinizde Selçuklu ve Osmanlı dönemlerine özgü detaylarla karşılaşabilirsiniz.

1960’a kadar meclis binası olarak kullanılan yapının sergi salonunda Mustafa Kemal Atatürk, İsmet İnönü ve Celal Bayar tarafından kullanılan özel eşyalar sizleri bekliyor.

Estergon Kalesi

Estergon Kalesi’ni ziyaret etmek için illa Budapeşte’ye gitmeniz gerekmiyor. Zira Ankara tatiliniz sırasında birkaç saatinizi Keçiören’e ayırırsanız, aslına uygun kopyasını gezme fırsatına kavuşabilirsiniz.

Gerçi yapı inşa edilirken yalnızca kaleden esinlenilmemiş. Bazı kısımlarda başta Alanya’daki Kızıl Kule olmak üzere günümüze ulaşmış birçok Selçuklu eseri de örnek alınmış. Böylece mimari açıdan hayli zengin sayılabilecek bir mekân ortaya çıkmış.

Türk Kültür Merkezi adıyla 2005 yılında ziyarete açılan turistik tesisin iç kısmına girdiğinizde Anadolu ve İslam coğrafyasına özgü zengin motiflerle karşılaşabilirsiniz.

Roma Hamamı

Ulus Meydanından Yıldırım Beyazit Meydanına uzanan Çankırı Caddesi üzerinde, Ulus'tan itibaren yaklaşık 400 metre uzaklıkta, yolun batısında, caddeden 2.5 metre kadar yükseklikte yer alan Roma Hamamı, III. Yüzyılda Septimius Severus'un oğlu Roma İmparatoru Caracalla (212-217) tarafından Sağlık Tanrısı Asklepion adına yapılmıştır.

Bugün Roma Hamamı olarak adlandırılan bu platformun bir höyük olduğu, en üstte Roma Çağı (Kısmen Bizans ve Selçuk katları), onun altında Frig Devri yerleşmesinin kalıntıları tespit edilmiştir.

Hamam 80 x 130 metre boyutunda, taş ve tuğladan yapılmıştır. Çankırı Caddesindeki girişi ile, sütunlu bir revak kalıntısının çevrelediği geniş bir alana yayılan ve Palaestra denilen beden eğitimi ve güreş yapılan yere girilmektedir. Bu kısmın sağ tarafında yer alan sütunlu yolun üzerinde dört köşeli ve yuvarlak birçok yazılı sütun bulunmaktadır.

Roma Tiyatrosu

Ulus Bent Deresi’nde 5.000 kişilik Antik Roma Tiyatrosu’nu ortaya çıkarmak için çalışmalar sürüyor. Antik tiyatronun bulunduğu 1. derece arkeolojik sit alanı ilan edilen bölgedeki harap haldeki yapılar yıkıldı. Alandaki son yapı olan ve uzun süredir mahkeme süreci nedeniyle yıkılamayan 4 katlı Antalya Otel de yıkıldı.

M.S. 1. ile 2. yüzyıl arasında yapıldığı sanılan Roma dönemi Antik Tiyatrosu’nun restorasyon çalışmaları sırasında eski dönemlerden kalma hamam, tapınak, agora, sur, hipodrom, sütun gibi çok sayıda tarihi eser ortaya çıkartıldı. Ancak uzun süredir etrafı derme çatma çevrili halde bekleyen tiyatro, son dönemlerde yok olma tehlikesi ile karşı karşıyaydı.

Augustus Tapınağı

Roma İmparatorluğundan Augustos tarafından Kybele ve Men Kutsal alanının üzerine muhtemelen İ.Ö. 25-20. Yüzyıllarda yapılmıştır. 36 x 54.82 M. boyutlarındaki Mermer tapınak, 2.m. yüksekliğindeki çok basamaklı bir podyum üzerinde durmaktadır. Kısa kenarlarında 8, uzun kenarlarında 15 er İon sütunun yer aldığı psevdodipte Ros planlı yapı batıya yöneliktir. İç yapı (Naos) üç bölümlü olup, arka bölümde Duvarlar(Antalar) arasında 2. Giriş tarafında (Pronaos) ise ataların önünde 4. Korinth. Sütunu yer almaktadır. Tapınak Augustus'un yaptığı işleri aktaran kitabeleri ile önem taşır. Aynı konuyu içeren Latince yazıtların Pisi dia Antiocheia'sında (Yalvaç), Yunanca yazıtların ise Frigya Apollania'sında (Uluborlu) ele geçmesine karşın Augustus Tapınağı yazıtları en iyi korunmuş olanıdır. Dünyada Ankara anıtı (Monumentum Ankyranum) olarak bilinen ve "Index rerum Gestarum" adlı bu kaynak tapınağın duvarlarına Yunanca ve Latince olarak iki dilde yazılmıştır. Latince yazıtlar Pronaos'taki Anta iç ve uç duvarlarını, yunanca yazıtlar ise Naus'un güneybatı dış duvarına Augustus'un ölümünden sonra yazılmıştır. Hiristiyanlar tapınağı kiliseye çevirerek Cellanın güney duvarına üç pencere açmış, Naos'un arkasına yer altında tonozlu bir mekan (cryptos) inşa etmişlerdir. Ankara İ.S. II. yüzyıl sonlarında Türkler tarafından alınmış, Hacı Bayram Camii tapınağın kuzey batı köşesine bağlantılı olarak 15 ci yüzyılda inşa edilmiştir. 1834 yılında Cellanın kuzey duvarının tahrip olmasına karşın, Büyük Kapı Cella ve Pronaos ile tapınarak günümüze kadar korunabilmiştir. Tapınak, Fransız Ch. Texıer ve G. Perrot ile Alman M. Schede ve D. Krencker'in yaptığı incelemelerden sonra arkeolojik kazılar Dr. Hamit Z. Koşay tarafından yürütülmüştür.

01.10.2020 / 31.05.2021
Araç Kiralama Taleplerinizde %10 İndirim Fırsatlarını Kaçırmayın. Seyahat Tarihlerinizi Belirleyip Rezervasyon Butonunu Tıklamanız Yeterli.