Anıtkabir'in inşası, Türk milletinin Atatürk’e duyduğu minnetin bir ifadesi olarak 1944 yılında başlamış ve 1953 yılında tamamlanmıştır. Projesi, dünya çapında açılan bir yarışma sonucunda 47 eser arasından seçilen Türk mimarlar Prof. Emin Onat ve Doç. Orhan Arda’ya aittir.
Yapı, "İkinci Ulusal Mimarlık Dönemi"nin en görkemli örneğidir. Selçuklu ve Osmanlı mimari öğelerinin modern bir sentezi olan Anıtkabir, aynı zamanda Anadolu’nun binlerce yıllık kadim uygarlıklarına (Hitit, Frig) da atıfta bulunur.
Mimari Bölümler ve Sembolizm
Anıtkabir, her köşesinde ayrı bir anlam barındıran üç ana bölümden oluşur:
Aslanlı Yol:
Ziyaretçileri Atatürk’ün huzuruna hazırlayan bu 262 metrelik yol, sağ ve sol tarafta yer alan 24 aslan heykeliyle süslenmiştir. 24 aslan, 24 Oğuz boyunu temsil eder. Aslanların yatar pozisyonda olması ise Türk milletinin barışseverliğini simgeler. Yolun taşları, ziyaretçilerin başlarını öne eğerek (saygı duruşu durur gibi) yürümelerini sağlamak amacıyla aralıklı dizilmiştir.
Tören Meydanı:
15.000 kişi kapasiteli bu alan, Türk kilim motifleriyle bezeli zemin taşlarıyla dikkat çeker. Meydanın etrafını saran kolonlar, bir kucaklaşmayı andırır.
Şeref Holü (Mozole):
Anıtkabir’in en kutsal bölümüdür. Atatürk’ün sembolik lahdi burada yer alır. Tavanındaki mozaikler, 15. ve 16. yüzyıl Osmanlı kilim desenlerinden esinlenmiştir. Atatürk’ün naaşı ise bu bölümün tam altındaki zemin katta, doğrudan toprağa kazılmış bir mezar odasında, vatan toprağında bulunmaktadır.
Barış Parkı: Dünyanın Renkleri Ankara’da
Atatürk’ün "Yurtta sulh, cihanda sulh" ilkesinden yola çıkarak oluşturulan Barış Parkı, dünyanın dört bir yanından ve Türkiye’nin her ilinden gönderilen ağaçlarla oluşturulmuştur. Bugün bu parkta 24 farklı ülkeden gelen binlerce bitki ve ağaç türü, dostluk ve barış içinde bir arada yaşamaktadır.
Tarihi ve Manevi Değeri
Anıtkabir, sadece bir taş ve mermer yığını değildir. O, bir ulusun küllerinden doğuşunun ve çağdaşlaşma yolculuğunun mührüdür. Her yıl milyonlarca insan tarafından ziyaret edilen bu mekan; 10 Kasım’larda yasın, 29 Ekim ve 30 Ağustos gibi milli bayramlarda ise coşkunun ve bağlılığın merkezidir.
"Benim naçiz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır, ancak Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır." — Mustafa Kemal Atatürk